Devnot etkinliği izlenimlerim

Tahmini Okuma Süresi: 13 dakika

Haftaiçi yaşamış olduğum hastalıktan ötürü, etkinlikle ilgili düşüncelerimi biraz geç yayınlamak durumunda kaldım. Fakat hâlâ çok uzun zaman önceydi diyemeyeceğimiz için fikirlerimi paylaşmak isterim.

8 Nisan 2017’de İstanbul Kadir Has Üniversitesinde gerçekleşti. Devnot Summit

Benim için ise macera ocak ayında Uğur Umutluoğlu‘nun atmış olduğu tweet’e yanıt vermem ile başladı.

Daha sonra konuşmacılar birer birer belirlendiği bir süreç yaşandı.

Bora Kaşmer

Burak Selim Şenyurt

Emir Karşıyakalı

Engin Polat

Gökhan Şengün

Hakan Erdoğan 

İbrahim Kıvanç

Lemi Orhan Ergin

Muhammed Cuma Tahiroğlu

Recep Duman

Taylan Bakırcıoğlu

Uğur Umutluoğlu

Volkan Tüfekçi

Yiğit Özaksüt

Etkinliğin konuşmacı listesine bakınca üzerimdeki sorumluluğun da arttığını anlıyordum. Zira alanlarında artık dikey yetkinliklerini değil, hobi olarak ilgilendikleri şeyleri dahi anlatabilecek derecede olaya hakim kişiler vardı. Bunun yanı sıra Türkiye yazılım camiasını takip eden herkesin bir şekilde ismini duyduğu, tanıdığı, gözlerin aşina olduğu konuşmacılar da sahne alacaktı. Böyle bir etkinlikte konuşmacı olmak beni gururlandırırken, diğer yandan da tedirgin etmişti. Beklentilerini diğer üstâdların yapmış olduğu sunumlarla iyice artıran izleyicilerin benim gibi tanınırlığı düşük, kerameti kendinden menkul birini rahatlıkla gömebileceği aşikâr. Sunumu elimden geldiğince ilgi çekici şekilde anlatmaya çabaladım. Yapmış olduğum sunum muhtemelen beklentilerin altında kalmıştır, özellikle bu tarz etkinliklere sıklıkla katılan belirli bir bilgi birikiminin üzerindeki kişiler için linç edebilecek seviyedeydi denebilir, fakat en uzun yola bile bir adım ile başlanır, benim açımdan ilk sayılabilecek bu denli yoğun katılım ve kaliteli sunumların olduğu bir etkinlikte salonu coşturmayı da beklemiyordum.

Anlatacağım konu kapsam olarak çok geniş bir alana yayılmışken, izleyici kitlesinin ise daha çok öğrencilerden oluşacağını düşünüyordum. Bu yüzden sunumun içeriğinin de genel bir bakış açısı oluşturmayı hedefleyen bir süreci izlemesine karar verdim.  İzleyici konusunda yapmış olduğum tüm tahminlemelerin yanlış çıktığını belirtmek istiyorum.

http://devnot.com/2017/developer-summit-istanbul-katilimci-anket-sonuclari/

Buradan öğrenci arkadaşlara haddim olmadan bir tavsiye vermek isterim. Belki henüz farkında değilsiniz, fakat seçmiş olduğunuz meslekte “durmak” konumunu korumak değil, geriye gitmektir. O yüzden bu tarz etkinliklere katılmanız, farkındalık seviyenizi mezun olana kadar arttırabildiğiniz kadar arttırmalısınız. Kelli felli bizler bu etkinliklerde sizlere göre daha fazla sayıda kalmamalıyız.( Kadın arkadaşların kel olmayacağını varsayıyorum, ancak kadın katılımcı sayısı da ne yazık ki bana göre az, daha fazla kadın sektörde öne çıkmalı, hatta onlar da bu tarz etkinliklerde konuşmacı olarak yer almalı, farkettiğiniz üzere Devnot etkinliğinde “sıfır” kadın konuşmacı var idi. Bunun değişmesini temenni ederim.)

Etkinlik günü 09:30 sularında mekanda idim ve öğleden sonra 16 civarına kadar oralarda takıldım. Mümkün oldukça oturumlara katılıp bilmediğim şeyler hakkında bilgiler edinmeye çalıştım. Konferans salonunda yer bulmak neredeyse imkânsızdı. Etkinliğin başından benim ayrıldığım saatlere kadar ise neredeyse katılımcı sayısı hiç düşmedi. Bu da tahminleyemediğim bir şeydi. Genelde bu tarz etkinlikler 11-14 saatleri arasında en kalabalık hâlini yaşarlar. Devnot etkinliğinde ise katılımcılar iki salonu da boş bırakmadı, sanırım etkinlik sonuna kadar. Buradan katılan herkese teşekkürlerimi iletirim.

Tekrar kendi serüvenime döneyim.

Sunumun son gününe kadar sunum dosyam üzerinde eklemeler ve çıkarmalar yaptım. Anlatacaklarımı günler öncesinden kafamda tekrarladım durdum. Mümkün mertebe her slayt için anlatabileceğim alternatif şeyleri de not aldım. Fakat sunum başladığında ise aslında işlerin hiç de öyle plandığım gibi gelişmeyeceğini farkettim. Bir kere salon hiç beklemediğim üzere doluydu- ki ben 30-70 arası sayıda kitleye konuşacağımı düşünüyordum. Bu yüzden dinleyenler ile fazla etkileşim kurmayı düşünmüyordum. İyi bir girişin bir sunum için en önemli kıstaslardan biri olduğunu bilmeme rağmen, daha önceden düşünmediğim bir faktörden ötürü iyi bir giriş yapamadım. O faktör de elimde tutmam gereken mikrofon idi. Zaten elimi kolumu nasıl yönetirim diye düşünen ben, bir de mikrofon adaptasyonu yaşamak zorunda kalınca, yapmayı planladığım giriş bir yana adımı bile tek seferde tam olarak söyleyemedim.

Sonrasında slaytlar ilerledikçe bu durumun düzeleceğini düşünerek oraya beni dinlemeye gelmiş, vakitlerini ayırmış insanlara dinlemeye değer bir şeyler anlatmak için çabaladım. Birkaç noktada planlamadığım halde katılımcılara soru sordum. Angular kullananlar? , React kullananlar , Vue kullananlar gibi…  Sunum esnasında göz teması kurmanın önemini okumuştum. Bu yüzden önde oturan arkadaşların ilgilerini tespit edebilmek adına birkaç sefer onlara baktım. Salon geneline hakimiyet kurmak gerçekten çok zordu, fakat en önde oturan isimlerini bilmediğim fakat bana bazı noktalarda onay işaretleri çakarak yardımcı olan kişilere buradan teşekkür etmek isterim. Adem İlter‘i biraz uyuttum ona üzüldüm:) Angular ‘ın versiyonlama sistemi ile ilgili geçen bir konuşmada 3 versiyonunun neden atlandığı ile bilgiyi de,  yine bir katılımcı arkadaş sayesinde salonla paylaşmış oldum, kendisine de teşekkür ederim.

Bu arada konuşma yaparken dış etkenlerin çok fazla sıkıntı yaşatmadığını düşünürdüm. Oysa pek öyle değilmiş bu durum. Ön sıralarda uyuklayan birileri, telefonla uğraşanlar, salona girip çıkanlar vs. gibi etmenlerin hepsi farkedilebiliyor. Bir konuşmacı iseniz bunlara çok takılmamanızı öneririm. Bugün milyonlarca insana hitap eden çok mühim insanların konuşmalarında dahi bu tarz etkenler oluşabiliyor, işin doğasında bu var. Bunlar ne kadar iyi yönetilirse o kadar başarılı bir sunum ortaya çıkar. Bu demek değildir ki uyuyanları uyandırmak için mikrofona şiddetli bir şekilde öksürün:)

Sunumla ilgili fikirlerime döneyim.

Sunumda anlatacağım konunun başlığı  “Frontend Development Dünyasında Framework Savaşları“.

Böyle bir başlık için anlatım akışının da Frontend development ile başlayarak, daha dar bir kapsam olan Javascript Framework‘lerine doğru gitmek olması bana mantıklı geldi. Bu süreçte de Front-end development Life Cycle‘ı üzerinden çeşitli süreçlere değinerek, aslında “tooling” kavramının kargaşasına da değinmeyi düşündüm. Buralarda ana kaygım olan Front-end development araç çeşitliliğine değinebildiğimi düşünüyorum. Sonrasında kapsamı daraltarak üç Javascript teknolojisi hakkında bilgiler vererek sunuma devam ettim. Salonun büyük çoğunluğu Angular üzerinde çalışan kişilerden oluşuyordu. En azından el kaldıran içerisinden farkedebildiğim kadarıyla. Oysa ben Angular, React, Vue.js ile ilgili 5’er dakikalık anlatımlar planladım. Bu noktada saymış olduğum farklar herkesin kolayca ulaşabileceği bilgiler içermesinden dolayı bu kısımlardan feyz alan kişi sayısının çok olduğunu düşünmüyorum. Burada katılımcı profilini yanlış tahminlemem beni yanıltmış oldu. Belki teknoloji sayısı azaltılıp daha derinlemesine irdelenebilirdi bu kısım. Böylelikle Front-end developer ağırlıklı bir salona “DOM dediğimiz şey aslında HTML‘in ta kendisi” gibi abes bir cümle kurmazdım.Gerçi o tarz bir sunum (Teknik yönünün ağır bastığı) da gün içerisinde Bora Kaşmer tarafından yapıldı.

Zaman geçtikçe anlattıklarımı daha seri ifade edebildiğimi söyleyebilirim. Başlangıçta yaşadığım tutukluk, üzerimden gittikten sonra daha akıcı konuştuğumu düşünüyorum. Bu tarz topluluk önü konuşmalarda, konuşma sonunda çıkarım yapmak ve mümkünse bunu bir hikaye ile anlatmak öneriliyor. Bunu da hasbelkader yapabildiğimi düşünüyorum. Genel performans olarak orta sıraları zorlayan bir anadolu takımı kıvamında bu etkinlikteki rolümü oynadım. Umuyorum ki katılan kişiler 40 dakika boyunca faydalanabilmişlerdir konuşmamdan.

Bu sunum boyunca edindiğim tecrübeden kendime yapmış olduğum çıkarımlar şu şekilde:

  • Katılımcı profiline hitap etmeyen sunumlar sıkıntılı olabiliyor. Bu bakışta her seviyeden katılımcı olabileceği düşünülüp yeri geldiğinde teknik dozun arttırılmış olduğu slaytlar kullanmak gerekli. Eğer sunum da live coding yapılacak ise süreyi yönetebilmek açısından mümkünse daha önce çalıştırılmış olmalı. Yoksa orda C küçük, burda B büyük, şimdi çalışacak şeklinde durumlar oluşabiliyor. Live coding doğasında var tabii ki kimse zaten F5’e basıp hemen sonuç göremiyor her zaman, bahsettiğim şey zaman kısıtı olan olan sunumlar…
  • Powerpoint default temaları artık kullanılmıyor. Lemi Orhan Ergin‘in slaytları güzel daha önce bu sunuma birkaç kez daha katılmıştım, gün geçtikçe slaytta gelişiyor sanırım:) Bunun yanısıra Muhammed Cuma Tahiroğlu‘nun sunumda kullandığı bol resimli yaklaşım gayet iyiydi. Tüm oturumlara katılamadım tabii ki fakat diğer arkadaşların sunum dosyalarının da benimkinden çok daha iyi olduğunu tahmin ediyorum.
  • Sunum ortamı hayal ettiğin gibi olmuyor. Kürsü, mikrofon, ışık vb..
  • Olumlu, olumsuz geri bildirim almak güzel.
  • Sunum yaparken su içmem gerekiyor, insanın ağzı bayağı kuruyormuş sürekli konuşurken.

Benim için eşşiz bir tecrübe olan Devnot etkinliğinde, tanıdık simalar gördüm. Muhtemelen twitter ortamında takip ettiğim kişilerdi. Bizzat tanışma fırsatı bulduğum kişiler de oldu. Bu güzel etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürü borç bilirim. Katılabildiğim oturumlarda ben şahsen keyif aldım. Çakışmalardan (Gökhan Şengün ile benim oturumumun çakışması kötü oldu, canlı olarak dinlemek isterdim üstâdı) veya günün benim açımdan aktifliğinden ötürü katılamadığım oturumları yapan diğer tüm arkadaşlara da teşekkürlerimi iletirim.  Kendi sunumunda bana atıfta bulunan Burak Selim Şenyurt hocama da ayrıca teşekkür ederim. Uzun süre sonra kendisiyle tekrardan görüşmek çok iyi oldu.

Yeni etkinliklerde görüşmek dileğiyle…

 

2 Replies to “Devnot etkinliği izlenimlerim”

  1. öncelikle hem özeleştiri hem de izlenimlerini çok güzel dile getirmişsin. alınması gereken dersler var kesinlikle.

    benim uyuklamış olmam inan sunumun içeriğiyle veya hitabetinle alakalı değil yorgunluğumla alakalı. okuduğumda resmen utandım, bana ders olsun 🙂

    o kadar insanın önüne çıkıp 2-3 cümle kurmak cesaret isteyen stresli bir iş. sunum için teşekkür ederim gerçekten.

    1. 😉 ben de sunuma katıldığın ve yorumun için teşekkür ederim. Aslında isim vermeseydim keşke dedim yorumunu okuduğumda, zira amacım asla seni utandırmak değildi. İsmen tanıdığım için (Burak Hoca ile yanınıza gelmiştik) ve çalışmalarını takdirle izleyen birisi olarak ismini de geçirmek istemiştim. Zaten ortam da biraz karanlıktı üstüne yorgunluk eklenince ister istemez oluşabilir bu durumlar. Konuşmacı kişilerin bu gibi durumlarda odaklarını toplamaları şart, onu deneyimlemek açısından iyi bir fırsat bile oldu benim için. İnşallah ilerde başka etkinliklerde tekrar görüşürüz. Selamlar…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir