Data Vinci 7 : Scrum

Tahmini Okuma Süresi: 10 dakika

Yönetmesi değerli şeyler var. Misal para, misal insan, misal zaman… O yüzden insanoğlu bir takım icatlar yapmış durmuş tarih boyunca. Ondan sonra bir nokta gelip durmuş mu peki? Durmamış. Daha iyisi, daha hızlısı, daha verimlisi. Kaygılar içerisinde yoğrulup bugünlere gelmişiz. Geldiğimiz noktada duracak mıyız? Hiç de öyle görünmüyor. Kendimizi yiyip bitirene kadar durmayacağız. Birileri durmuyorken siz duruyorsanız, konumunuzu korumanız zor. Devir duraklama, soluklanma devri değil ki size böyle lüksler sunulsun.

Böyle derin bir konudan, Scrum’a nasıl geleceğim orası da ayrı bir muallak. Yazılım geliştirme süreçleri planlanır diyerek girip. Planlama ile ilgili yaklaşımların da yukarıda bahsettiğim gibi değiştiği, daha iyisinin, daha “çevik”inin istendiğinden bahsetmek çok abes olmaz. Tırnak içinde bahsettiğim “çevik” kelimesi de zaten Scrum’ın içinde yer aldığı “scope”. “Agile Project Management”. “Agile Software Development”. Hazır olun “Agile” ın “cool” dünyasına giriyoruz.


Scrum’da durum değerlendirmesi yoktur “Grooming” vardır. İşle ilgili bir problem yaşıyorsunuzdur “impediment”iniz vardır. Scrum’da toplantı ayarlamaz, “meeting set edersiniz”. İş listeniz yoktur “backlog” vardır. Günlük toplantılarınız “daily scrum meeting” veya “standup meeting”dir. Hedefiniz “Sprint Goal” olarak geçer. Proje Sorumlusu “Product Owner”, yöneticisi(tehlikeli kelimeler) “Scrum Master”, geliştiricisi de “Team Member” olarak anılır. İsimlere çok da takılmayın Scrum kızar. Yönetici demek mesela Scrum için ağır küfürlerdendir. Üstad dersin, Influancer dersin, Master dersin. Çekirge, Coach dersin. Ama statü belirten bir isim vermemen gerekir. Çünkü hiyerarşiyi sanal olarak da olsa kırmaya göz koymuştur. Daha bir çok kendine has terime sahip, “havalı” bir olgudur.

Scrum iteratif bir iş planı sunar, yani belirli periyotlar içinde tamamlanması gereken işler alınır ve “Sprint” içerisinde tamamlanmaya çalışılır. Bunun için her sprint öncesinde “planning”, sonrasında ise “review” toplantıları yapılır. Yine sprint sonrasında yapılan “retrospective” toplantılarıyla takım için şeffaflık artırılmaya çalışır, hatalardan ders alınır, başarılar övülür, daha iyi nasıl oluruz, hangi noktalarda eksikler var takım içinde tartışılır. Kimi zaman “gamification” kavramının gazlamasıyla çalışanlar arasında rekabet ortamı hedeflenir.

Scrum çalışanları klasik proje yönetim sistemlerinin sıkıcılığından uzaklaştırır, “gamefication” kavramı ile ortaklaşa çalışır. Hatta bu “gamefication” kavramı fiziksel katkılar vaad ediyorsa rekabeti artırabilir bile. “Scrum ödülleri dağıtılırken çıkan arbedede 2 geliştirici yaralandı, 3 scrum master iş görmez raporu aldı”, aman diyim kavga bile çıkar. Böylelikle çalışan kişiler otomatikmen daha üretken bir yapıya kavuşur(umarım). Bir sonraki sprint goal : karate öğrenmek:)

Bu tarz eylemlere, klişe ve yapmış olmak için yapılan aktiviteler gözü ile bakılmazsa kişisel ve takım gelişimine faydası olacaktır. Agile yaklaşımında değişen durumlara kendini uydurabilme, ana kaygıyı oluşturuyor. Bu bakışta sadece rituelleri uygulayarak bir kurumun “Agile” olduğundan söz etmek zor. Yukarıda bahsetmiş veya bahsetmemiş olduğum kavramları kendi büyük ekosisteminize yedirme işine “Scaled Scrum” denebilir.

Şahsi fikrim ise Agile disiplinlerinin “uygulanmaması”, Agile olunması gerektiğidir. Bu da içten dışa gelen bir süreç olduğunu düşündürtür bana. Çünkü çalışma kültürü, dünden bugüne bir çırpıda veya ufak bir fırça darbesiyle, hadi sizi mi kıracağım koca bir balyoz ile senelerce yükseltilmiş duvarları kıra kıra değil. Bu kavramları kişilerin ve kurumların içselleştirmesi ile olur.

Yine belirleyici olan faktörlerden birisi ise çalışan profilinin kalitesidir. Farkındalık seviyesi yüksek, robotlaşmamış, çalışmayı sadece para kazanmak olarak görmeyen, kişisel olarak gelişmeyi amaç edinmiş, bu uğurda belki de yeri geldiğinde sosyal hayatından bile ödün veren yahut sosyal hayatının içerisine kariyerine olumlu katkılar yapabilecek aktiviteleri de yediren, çiçek gibi insanlar. Evet arkadaşlar başarı zordur. Çalışan profilinin kalitesi denildiğinde özgeçmişe bakılır güzel üniversiteler, büyük kurumlarda çalışmış olmak vs gibi nitelikler yoksa “next”. Kısmen geçerli bir eleme biçimi olsa da tüm saydıklarımı amaç edinmiş kişilerin de başarılı olabileceği göz ardı edilmemelidir. İlla Oxford’a gerek yok yani:) Bu profili sağlayan takımlar ve kişiler var ise başarı gelecektir.  Onun dışında bakkal defterine de yazsanız, “Scrum Board” unu da yazsanız, Lean gitseniz, Kanban uçsanız kaliteli işlerden bahsetmek mümkün olmaz.

Sonuç olarak başarıyı ve başarısızlığı yöntemlerde aramamak gerekiyor. Belli kalıplara sokulmaya çalışan, ezberlerin dikte edildiği, sonuç odaklı olacağım derken, sonuç kısmında çıktının kalitesinin ihmal edildiği disiplinler başarıyı yakalayamazlar. Öncelikle çalışan olarak bizlerin hayatımıza bakışımızı irdelememiz gerekir. Kimseye söylemeye veya yazmaya gerek yok. Gerçekten sizi bir adım öteye götürebilecek planlarınız var mı? Kariyer anlamında yaptığınız her iş, aldığınız her karar sistemin size dayattığı bir takım “survivor” cambazlıkları mı? Yoksa gerçekten kendinize katma değer yaratacak aktiviteleri öne çıkarıyor, sizi daha iyi bir “çalışan” dan öte daha iyi bir “insan” yapabilecek davranışları kazanmaya çalışıyor musunuz? Üretkenlik günümüzün “trend” konularından birisi, işveren tarafı haliyle daha üretken çalışanlar istiyor, peki üretkenlik tanımını neye göre yapıyor? Kim kime göre daha üretken oluyor. Mesela Scrum için konuşurken aldığı tüm task’ları “done” yapan kişi üretken mi olmuş oluyor? Mesela her sprint planlamasında gözüne kestirdiği bir kaç işi alıp, onları da “buffer” denen kaçamak saatleme biçimiyle şişirerek az zamanda az iş yaparak belki de sistemi “hack”leyerek “üretken”, “başarılı” sıfatlarını mı hakediyor? Bunların ölçümlemesi ve performans kriteri olarak değerlendirilebilmesi güç bir iş. Kolaycılığa kaçarak Scrum veya Agile kavramlarında başarı beklemek saçma. Yeri geldiğinde kurumun karar alma mekanizmalarını kontrol edenler, insiyatifler göstermeli, kendilerinin de “Agile” olduklarını çalışanlarına ispatlamalıdır.

Ben günlük yaşantımda aktivitelerimi planlıyorum, en azından genel çerçeve anlamında bir taslağım var. Yoksa su içeceğim zamanı da planlamıyorum a dostlar. Onu da planlasam herhalde bir “Yok artık Lebron James” hak ederdim. Ama mesela, bu okumuş olduğunuz yazı çıktısının üretilmesi, araştırılması, revize edilmesi ve yayınlanması bile bir takvim doğrultusunda yapılıyor. Kazanmaya çalıştığım, kurtulmaya çalıştığım alışkanlıklar için çeşitli metodlar deniyorum. Kendime uygun olan planlama sistemini bulmaya çalışıyorum. Başarısız olduğum yerleri gizlemek yerine- kimse bilmiyor zaten gizlemeye de gerek yok- hata yaptığım noktaları kendime raporluyorum. Örneğin, Trello uygulamasında kendime yapmış olduğum aylık takvimi yönetmek imkansızlaştı, bir süre sonra bu planlamaları haftalık olarak yapmaya başladım. Şu an kullandığım planlama sistemim haftalık olarak oluşuyor. Oluşuyor diyorum iterasyon haftaya düştüğünde görevleri tek tek oluşturmak bir süre gerektiriyor. Onun için planlamayı çeşitli trigger programları kullanarak otomasyona çevirdim. Bu programlar İFTTT ve zapier. Bir çok programa entegre olabilen bu web uygulamaları sayesinde Trello’daki “backlog”u otomatik dolduruyorum. Tekrarlayan işleri bu şekilde programlara emanet etmiş iken, düzenleme işi henüz benim üzerimde olan bir iş.  Mükemmel bir sistemim var diyemem. Fakat en azından değişen dünyaya ayak uydurma çabam var. Sizlere de tavsiyem “karamsar” ve sürekli şikayetçi olmak yerine. Kendi iç dünyanızda sizleri rahatsız eden şeyleri tespit edip, gerçekten bunlardan kurtulmak istiyorsanız da en azından “deneyin”.  Kuru kuruya çilekeş tavırlarla ortalıkta dolanmanın kimseye faydası yok.

Bu yazıda farketmiş olduğunuz üzere bolca soru sordum. Bu soruların bazıları benim de cevap aradığım şeyler. Bir kanaat önderi olarak bu yazıyı yazmadım ve anlatmaya çalıştıklarım kendi algıladığım bir takım lakırtılardır. Özetle (YTD) yatırım tavsiyesi değildir:)

Faydalananlar olması umuduyla…

keep_calm

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *