Data Vinci 31 : Blockchain

Data Vinci serisinin bu yazısında “Blockchain” konusuna değinmek istiyorum. Mâlum popüler bir konu özellikle para ile ilgili olduğu kısmında büyük bir ilgi görüyor. Bitcoin, alt coin, üst coin, yan coin derken kısa vadede yatırımlarını hızla büyütmek isteyenlerin ilgi alanına bir anda girdi. Magazinsel kısmına yapacağım eyyorlamanın yanı sıra olayın “bilim” tarafında neler oldu, oluyor onlara değinmek ana amacım bu yazıda.

Sanal para kavramı m.ö 1100 yılında İnka kabilesi tarafından bulunmadı. Zaten bir süredir yaptığımız bir çok şey gibi parada sanal. Ticaretin başladığı günden beri sürekli değişen takas aracı olarak hayatımızda yer alan para, yeni dönemde yönünü “Digital Currency” tarafına çevirdi. Digital Currency denen bilgisayarın ürettiği bu paraların altında yatan teknoloji “Blockchain”.

Blockchain terimi iki kelimenin birleşiminden oluşuyor. Block halinde tutulan transactional verinin zincir halinde iletiminden esinlenmekte. İlk olarak 2008 yılında Satoshi Nakomoto isimli şahıs tarafından “Bitcoin” isimli kripto paranın lansmanında kullanılmıştır. Satoshi kişisi Japonya’da yaşayan 1975 doğumlu bir vatandaş olarak kendini ifşa etse de aslında kim olduğu belirli  değildir. Kimileri bu gizemli şahsın Elon Musk olduğunu öne sürüyor. Fırtınalı sanal para evreninde böyle değişik bir entrika daha var. Satoshi 2008 yılında yayınladığı bildiride P2P elektronik sanal para sisteminden bahsediyor. Daha sonra çeşitli aktörler, mecralar derken olaylar gelişiyor. Bu “Yalan Rüzgarı”nda köşeyi dönenler, mahkemede sürünenler, sonradan görmeler kimler merak ediyorsanız, “Banking on Bitcoin” isimli belgeseli izleyebilirsiniz.

Belgeselin içeriğinde teorik olarak sanal paraların işleme mantığından, bankacılık sistemlerinin getirdiği dar boğazların nelere yol açtığı veya açacağı ile ilgili bilgilerden bahsedilmektedir. Sanal paraların kötü mecralarda kullanılmasından ötürü oluşan algının kırılması için neler yapıldığından vs vs..

Bitcoin hakimiyetinde gelişen “Dijital para”nın kerameti aslında “Currency” yani para biriminde değil, Blockchain yani açık defterlerde yer almaktadır. Bu ne demek oluyor kısaca değineyim, mevcut sistemde para aktarımları 3.parti kurumlar ile yapılabilmekte. Yani bankalar, online ödeme sistemleri (Western Union vs). Bu tarz para aktarım sistemleri merkezi bir noktadan yönetilmektedir. Blockchain ise kurgulandığı mimari gereği, iki anonim hesap arasında aracı kurum olmadan varlık naklini sağlayabiliyor. Binance, paribu gibi yerlerde takılanların “Cüzdan” olarak bildikleri gizemli kodlara sahip hesaplar, Cypher denilen özel mesajlar içeren ve sistemi hem anonimleştiren, hem de merkezi olmayan bir yapıya sokan öğelerdir. İki nokta arasında yapılan transferde bu “Ledger” denilen dağıtık sistemden onaylanan miktarlar cüzdanlar arasında dolaşır. Bu Peer-to-peer yapı sayesinde aktarılan tutarlar “takip edilemez” bir şekilde gelir gider ve açık defterlerde kayıt altına alınır.

Finans kısmından bakıldığında muasır medeniyet seviyesine çıkmış ülkelerde her vatandaşın bir banka hesabı olduğu ve böylece para ile ilgili işlemleri bu kanallar vasıtasıyla yaptığı düşünülürse “sanal para”nın kime ne faydası var sorusu ortaya çıkabilir. Ancak sanal paraların en ideal kullanıma sahip olacağı alanlar, kendi yerel para birimi hiperenflasyonlara kurban olmuş, bankacılık sistemleri genele yayılamamış bölgelerinde kapital sistemde yer alması denilebilir.

Böylelikle yurtdışına çalışmaya gitmiş Zaire’li abimiz, biriktiği parayı Bitcoin şeklinde ülkesine gönderebilir, ve Zaire’nin paribu’sunda bu BTC, US Dollar’a dönüştürebilir. vs. Böylece WU’nun tokatlayacağı komisyonda parayı kazananın cebinde kalır.

Özetle sistem bu şekilde çalışması beklenerek, motorları mavilere süreceğiz nidalarıyla ortaya atılmıştır. Madalyonun öbür yüzünde ise DarkWeb’te “adam pıçaklatanlar”, kiralık katiller, uyuşturucu tacirleri izlenemeyen yönünden ötürü BTC ile ödeme kabul ettiğinden ötürü, teknoloji illegal işler ile anılmaya başladı. Oysa buradaki yanılgı, teknolojinin kötü emeller için kullanıyor olması, teknolojinin kendisinden kaynaklanan bir eksiklik değil, bizzat ademoğlunun problemidir. Pekâla Pablo Escobar’da Medellin ovalarına Lenova laptop’ları gömmüyordu, halis mulis US dollar’ları gömüyordu. O zaman fiziki parada zararlı önermesi ortaya atılabilir.

BTC’nin önlenemez, -belki de kimse önlemek istemiyordur- yükselişi beraberinde binlerce yeni dijital para ortaya çıkardı ve dolayısıyla bir dijital para borsası da oluştu. Klasik borsa yatırımcısı iskenderun demirçelik, thy, arçelik derken.. Yeni nesil mantar borsacılar Bitcoin, Etherium, Ripple gibi gün içinde ile inanılmaz iniş çıkışlar yaşayan kripto para borsalarında paralarını katladı durdu. Yaklaşık 1500 sanal paranın her birine 1 dolar atıp, soteye yatanlar mı dersiniz, HODL, stop loss, ayı-boğa, realize oldu, forfeit ti, direnç destek noktasıydı derken bildiğimiz borsa goygoyları ve YTD’ci yorumcular ülkemizde de oluştu. Bundan sonrası ile ilgili olarak daha fazla bilgim ve ilgim olmadığından ötürü yazıyı burada noktalıyorum.

TL;DR

Blockchain başlığı altında, Bitcoin, sanal para gibi konulara kişisel yorumumu yaptığım bir yazı. Tabii ki de *YTD:) Zaten genel olarak ilgi çekmeye çalıştığım konu 1 ayda parayı kaça katladığınız değil, “Blockchain” sisteminin özet çalışma mantığı ve gelecekte nereye konumlanabileceği veya konumlanamayacağı idi.

Herkese iyi günler dilerim.

  • YTD = “Yatırım tavsiyesi değildir” cümlesinin kısaltması olarak kullanılıyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *