Data Vinci 21 : Internet of Things

Tahmini Okuma Süresi: 7 dakika

Data Vinci serisinin 21. yazısında Internet of Things kavramına değineceğim. Seri kaldığı yerden devam ediyor. Aslında bu seri için yazılara bir süre ara verip, yazıların taslaklarını olgunlaştırmak istiyordum fakat varoşlarda “taktik maktik yok”  plazada “on the fly”  şekllinde anılan davranış biçimiyle yazılara devam edeyim dedim. İstediğimden kötü yazılar çıktığını hissedersem tekrar bir es vermek zorunda kalabilirim. Evet dönelim konuya, konu fularlı : “Şeylerin interneti” şeklinde motomot çeviri yapılırsa keşke ölsen derler adama, Türkçe’mize “Nesnelerin İnterneti” şeklinde kazandırılmıştır…

Basit bir tabirle IoT kavramı, elektronik cihazların internet dediğimiz ortama bağlı olması (connected-devices), “ütüden yazıyorum” distopyasının yavaş yavaş gerçeğin ta kendisi olmasına doğru giden bir süreç. Böyle büyük bir ağa dahil olmuş çamaşır makinesinden ürkmüyor değil insan, cinnete gelmiş bir ütü uyurken cos diye kafamıza buharı basıverebilir. Ancak günümüzde bağlayabildiğimiz tüm cihazları ortak bir ağa bağlayarak, aslında elde ettiğimiz şey uzaktan erişebilirlik, en nihayetinde de cihazlar üzerindeki hakimiyetin de artması oluyor ve insan ile etkileşimin pratikleşmesi, giyilebilir cihazlarda ise bizden topladığı verilerin yorumlanması ile artan hayat standartları. Beacon cihazlarından, giyilebilir cihazlara, mobil telefonlardan, buzdolaplarına, drone’lardan, ampüllere kadar aklımıza gelen türlü elektronik cihazlar artık daha “akıllı”.

Hayat standartları artıyor eyi güzel de abicim tabii bunca cihazın kontrolsüz bir şekilde veri ürettiğini de söylemekte fayda var. İlerleyen yazılarda değineceğim “Big Data” kavramı da bizlerle buluşmuş oluyor. Bu veriler bir şekilde tasniflenmedikten sonra yemişim IoT’sini.. Beacon cihazlarından, giyilebilir cihazlara, mobil telefonlardan, buzdolaplarına, drone’lardan, ampüllere kadar aklımıza gelen türlü elektronik cihazlar artık daha “akıllı” dedik ama ancak ve ancak üretilen veri veya cihazlar doğru kullanıldığı takdirde.

IoT denildiğinde yanında iyi gider dediğimiz bir diğer kavram ise “sensör”. Sıkça duyacağımız bu vatandaşlar sinyal üreten bir takım  aparatlar oluyor. Sensör denilen bu işaret cihazları sayesinde çeşit çeşit data üretilmektedir. Basit bir örnek olarak sporcu saatlerinde, ısı sensörü, pedometre, basınçölçer, kalp hızı ölçer, “cehalet ölçer” gibi çeşit çeşit sensörler konumlanabiliyor. Bunların her biri de cihaz içerisinde yer alan uygulamalara veri sağlıyor. Biz de bu verileri bilgisayarlarımıza aktarıp yine sunulan arayüzler ile bir takım bilgilere ulaşabiliyor ve yorumlayabiliyoruz. cubba cubba yani.

IoT uygulama alanı olarak gayet geniş bir alana yayılabilir. Başına “akıllı” koyduğunuz her şeye “yabıştır” geç. İsminden dolayı oluşabilecek bir ön yargı olarak sadece İnternet’e bağlı olan cihazları IoT içerisinde değerlendirmek yanıltıcı olabilir. Çeşitli RFID, Blesh gibi algılayıcıların yayınladığı veriler de IoT içerisinde değerlendirebilir.

Yine IoT ile birlikte sıklıkla anılan Endüstri 4.0 kavramı da karşımıza bol bol çıkacaktır. Tarihi şaaptığımız vakit aslında 4.0 geyiğinin, tarihsel çağ atlamalar ile ilişkilendirildiğinden söz etmek mümkün. Buharlı makineler, seri üretim , elektronik  cihazlar ve internet gibi 4 kalkışma  bizi endüstri 4.0’a kadar getiriyor. Endüstri 3.0’da kalan ülkeler direk 5.0’a da geçebilir sıkıntı yok kardeş.

IoT diyoruz, bir sürü cihaz ortak bir ağa bağlı, veriyi bol buldu basıyor sürekli diyoruz al sana Big Data. Tekrarlamakta fayda var Big Data konusu da IoT ile birlikte popülerlik kazanan bir kavram. Bu yaklaşımlar bir arada yorumlandığında daha makul. Tabii önemli olan datanın büyüklüğü değil işlevi o yüzden bu verilerin anlamlandırılması da önemli bir hâle gelmektedir. Makine öğrenmesi, derin öğrenme, yapay zeka, robotik gibi dallarla birlikte önümüzdeki yılların güncel konularından biri olacağa benziyor nesnelerin interneti. Yani biz teknolojiseverler için henüz yavaş yavaş mıncıklanan, fırsatların bol olduğu bir dünya…

IoT konusunun önemini algılamış neredeyse tüm büyük teknoloji firmaları, çeşitli platformlar kurup pastadan payını almak için çalışmalara başlamıştır. Cisco’dan, Oracle’a, Amazon’dan Microsoft’a, IBM’den Bosch’a tüm firmalar platformlar kurup bunlar ile aygıtları ilişkilendirip bu platformlar üzerinden servis sunmaya(PaaS) başladılar. Yani IoT dediğimizde sadece Arduino aklımıza gelmemeli.

Bu kadar cihazı internet ağına bağladığımızda takdir edersiniz ki güvenlik “pain in the ass” kıvamına geliyor. IoT güvenlik uzmanı gibi mesleklerin türemesini bekleyebiliriz. Black Mirror dizisi 3.sezon 6.bölümde IoT güvenliğinin ne kadar önemli olduğuna dair fikir edinebileceğiniz olaylar silsilesi gelişiyor. İzlemeyenler için tavsiye ederim.

Konu ile ilgili birkaç tane link vererek bitireyim.

Kaynaklar:

  • IoT periyodik tablosu da içeren bir yazı:

http://www.analyticbridge.datasciencecentral.com/profiles/blogs/50-iot-internet-of-things-predictions-for-2016

  • IoT 101 yazısı

http://www.datasciencecentral.com/profiles/blogs/iot-101-lesson-3-everything-you-need-to-know-to-start-your-iot-pr

  • Türkçe yazıların yer aldığı bir blog

http://www.iotturk.com

TL;DR

Bu yazıda Internet of Things kavramına giriş niteliğinde bilgiler paylaştım. Önümüzdeki dönemde hayatımızın her alanına girmeye başlaması muhtemel İnternet’in ve elektronik cihazların dünyaya iyilik, barış ve huzur getirmesini temenni ederim. Faydalı olması dileklerimle…


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *